Murat Yılmaz

Murat Yılmaz

Savaş kapıda mı?

Yunanistan'ın son tahrikinden sonra, bu soru yine hararet ile tartışılmakta.
Savaş kapıda mı?
Ancak bu soruyu tartışan herkes çok önemli bir gerçeği unutmuş gibi sanki.

Türkiye zaten kırk yıldır savaşıyor.

Adı PKK da olsa, aslında ne kadar "müttefik" dediğimiz Batı ülkesi var ise hepsi ile savaş içindeyiz.

ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, İsveç, Finlandiya, Yunanistan, İspanya, İran, Irak, Suriye, İsrail…

Saymakla bitmez.

Kimi silah, lojistik, kimi para, kimi istihbarat, kimi ideolojik yardım ve destek vermekte.

YPG'nin içinde bu ve birçok başka ülkenin de "savaşçılarını" bulmak gayet mümkün.

Alman belgesel kanalı NTV'nin bir belgeselinde, YPG'nin içinde olan bu mihraklar ile ayrı ayrı röportajlar yapılmış.

Hangi ülkeden olursa olsun, ortak noktaları, koyu ve radikal Hristiyan olmaları ve YPG'de olmayı yeni bir tip Haçlı Seferleri olarak görmeleri.

Hayır yanlış okumadınız, Haçlı Seferleri dedim.

Düşman olarak ilk sırada ne hikmetse DAEŞ değil, Türkiye var.
Ne ilginç değil mi?

Pek çok kere güvenlik güçlerimiz, kesin bilgi ile yola çıktıklarında ve verilen koordinatlara geldiklerinde, PKK'lı teröristlerin kaçmış olduğunu görüyorlar.

Bunun sebebi ise ABD ve İsrail'in uzaydaki casus uyduları.

Yani değerli dost ve müttefiklerimiz, Mehmetçik yola çıkıp, istikamet belli olur olmaz, güzergâh üstündeki PKK teröristlerini uyarıyor.

İHA ve SİHA'larımız devreye girdikten sonra bu pek başarılı olmasa da bir kara harekâtında, maalesef karşımızda uluslararası bir konsorsiyumun olduğunu hissediyoruz.

Karşımızda kırk yıldır tam manası ile yedi düvel var ve biz bunlar ile savaş halindeyiz.

Terör ile mücadelede yanımızda olması gereken NATO ortaklarımız, gerçekte tam da karşımızda.
Ve biz bu gerçekle yaşıyoruz.

Yani şu anda ABD, Yunanistan da üs kurmuş, Fransa silah satmış…

Bunları zaten kırk yıldır yapıyorlar. Yeni bir şey değil.
Ha düne kadar görünmemeye dikkat ediyorlardı, taşeron örgütleri kullanıyorlardı, bugün açıkça yapıyorlar düşmanlıklarını.
Hepsi bu.

Yunanistan'ın derdi ise evvelden beri şovenizm.
Bitmek bilmeyen ego.

Aslında Yunanistan, tek başına Türkiye'ye karşı yarım saat bile direnemeyecek bir güçsüzlüğe sahip olduğunu pek iyi biliyor.
Yani umarım biliyorlardır da.

Tabii başta AB ve ABD olmak üzere birçok şişiren olursa, bunların da kerameti kendinden bilmeleri nerdeyse doğaldır.

Yunanistan, tarihte olduğu gibi, Batı için sadece ve sadece bir saldırı bahanesinden başka bir şey olmayacaktır.

Ancak şu da bir hakikat ki, Türkiye'nin kendini toparlamış, dış ülkelerden bağımlılığı %70'den %20'ye çekmiş bir savunma sanayii var.

Bu gerçek, emin olun AB'ye korkulu rüyalar, ABD'ye ise epeyce baş ağrısı vermekte.

İçimizdeki 5. Kol dinamiklerinin de tam da bu savunma sanayii hedef alması da bu yüzdendir.

Bir başka sarsılmaz gerçek ise, Türk Ordusu'nun tüm unsurları ile 40 yıldır operasyon tecrübesi olduğu, hatta savaş tarihini son beş yıldır yeniden yazmış olmasıdır.

Elbette ki istihbarat servislerimiz de eski halde değiller.

Tüm bu gerçekler, bu ülkeye hasmane yaklaşan herkesin bir değil, bin kere düşünmesi gereken şeylerdir.

Ez cümle:
Bizim için değişen de fark eden de bir şey yok.
Şansını zorlama isteğinde olan her kim olursa olsun, karşılarında yeni Türkiye'yi ve gelişmiş, tecrübeli Ordusunu bulacağını, bu ordunun da arkasında koca bir milletin durduğunu unutmasın.


Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın