10.09.2018 19:00 Güncelleme Tarihi: 10.09.2018 22:31 3833 Okunma

Savaşlar anonim oldu

Savaşlar anonim oldu

İçinde bulunduğumuz günler, çok sıcak günler. Tabii bu hava durumu raporu değil. Kızışan dünyanın gittikçe daha da kızışan hali!

Suriye’de İdlip bir krize daha adım adım yürüyor. Türkiye ise tam da bu meselenin merkezinde. 

Ortada o kadar taraf var ki!

Başta Türkiye, ABD, Avrupa, Rusya, İran ve Esed Rejimi!

Kim kiminle, neden, nerde, karmaşık bir durum içindeyiz.

Eskiden savaşlar simetrik, dost, düşman belli, cephe belli idi. 

Şimdi ise savaşlar anonim ve asimetrik. 

Eski dostlukların değeri yok, yeni dostluklara güven yok. Ortada belli bir düşman da yok, cephe de yok!

Teknoloji çağında, SİHAlar, binlerce kilometre ilerden, bir joystik ile kullanılıyor, bir düğme ile bir köye bomba yağıyor.

Savaş uçakları yüzlerce, binlerce metre yukardan, karınca misali küçülen insanların üstüne bombaları atıyor, akşam yemeğine ise evlerine ailelerine yetişiyorlar!

Sahada ise asker yok. Taşeron terör örgütleri var!

Bu da tam karmaşık bir konu. 

‘Benim Teröristim iyi, senin Teröristin kötü’ gibi alçaklıklar var bu oyunun içinde!

Bana müttefik diyenler, bana kurşun sıkan Teröristi finanse ediyorlar, besliyor, silahlandırıyorlar!

Hani dedik ya, ‘Eski dostlukların hiç değeri kalmadı’ diye!

Ülkemizde bazı kesimler diyor ki, ‘Suriyeliler gitsin savaşsın!’

Doğru gitsin savaşsın da kime karşı savaşsınlar? 

Ellerinde olmayan silahlar ile acaba bir savaş uçağına ne yapabilirler ki?

Üstlerine atılan kimyasal silahlara acaba nasıl karşı koyabilirler?

Bir şehiri taş devrine geri bombalamadan düşman gördükleri mi var? 

Yok!

Çaresizlik var mı? Çok!

Bu demek değil ki, gelip bizim ülkemizde nargilenin dibini bulsunlar!

Ancak durum bu. 

Şimdi ise (eğer diplomatik çözüm bulunmazsa) ülkemiz yeni bir insani kriz ile, karşı karşıya kalacaktır!

Kim ne derse desin, Mülteci akımı, ilk önce ülkemize gelecek. Sonra nereye giderse gitsin, ama büyük bir bölümü burada kalacak. Ve zaten bu hususta ikiye bölünmüş toplumumuz, iyice bölünecek!

Bizim ise, bu konuda halen geliştirebilmiş olduğumuz bir mülteci konseptimiz yok.

Avrupa’nın bazı ülkelerinde olduğu gibi, bu durumdan faydalanmayı, ülke olarak faydalanmayı öğrenemedik!

Mesela Almanya, iyi yetişmişleri jet hızı ile entegre edip, sisteme dahil etmeyi başarıyor!

Bizde ise, Suriyeli bir doktor, bir mühendis, bir ekonomist, bir Cafe de komilik yapıyor!

İyi yetişmiş insana ihtiyacımız mı yok?

Elbette ki var. 

Peki entegrasyon için ne yapıyoruz? Hiç!

Böylelikle de mülteciler, insafsız oportünistlerin ellerine malzeme oluyor! 

18-20 yaşında kızların, 60-70 yaşında kart zamparalara meze olduğu günleri daha iyi hatırlıyorum.

Üçyüz lira etmeyecek ahırdan bozma evleri, bin, binbeşyüz liraya kiraya veren vicdansızları da! 

Aslında devletin de başından beri düzgün bir konsepti olduğu söylenemez. Ülke de dolaşan Suriyelilerin yüzde kaçı adamakıllı kayıt edildi ki?

Şimdi bu gelmesi muhtemel akına hazırlıklı olmak, ülkemiz için çok vahimdir!

Bu esna da ise, yabancı ülkelerin, hele de AB ülkelerinin ve de bilhassa Almanya’nın herhangi bir dolduruşuna gelmemeli, verilecek muhtemel sözlerin, tek bir tanesine bile itimat, asla etmemeliyiz. 

Daha evvel verilen sözlerin bizleri nereye getirdiği apaçık ortada. AB’nin bizi nasıl yarı yolda bıraktığı da! 

Ve elbette, asla Rusya’ya da güven olmaz, İran’a zinhar hiç güven olmaz!

ABD ise en kötü seçenekler içinde, yine en iyi seçenek gibi gözükmekte!

Bu satırlara birileri yine tepki gösterecektir. Ancak popülist söylemleri bırakıp, aklıselim ile, oturup durumu iyi analiz etme zahmetine girerler ise de acı da olsa, gerçeğin bunlar olduğunu da göreceklerdir!

Artık köklü bir mülteci planı yapmanın zamanı geldi ve geçti bile!

AVRUPA’DA YENİ FİNANS MERKEZİ YARIŞI!

Bizim kapımızın önünde bunlar olup bitiyor iken, ülkemize finansal operasyonları çekiliyor iken, Avrupa, başka işler ile meşgul!

Brexit’den sonra, Londra’nın Avrupa finans merkezi olarak kalmasının imkanı yok. 

Onun için şimdi azılı bir yarış başladı. 

Bir yanda Paris, diğer yanda Frankfurt, Avrupa’nın yeni finans merkezi olma uğruna kıyasıya ve agresifçe yarışıyorlar! 

Macron geçtiğimiz hafta, dünya finans sektörünün önde gelen isimlerini Elyzee sarayında paşalar gibi ağırlayıp, Paris için oldukça enerjik bir reklam kampanyası sergiledi!

Merkel ise Frankfurt Borsasının önde gelen CEOlarının önünde bu yarışta çok iddialı olduğunu, yaptığı konuşmada sergiledi!

Peki aslında bu merkez için biçilmiş kaftan neresi?

İstanbul!


Çünkü aslında hiçbir lokasyon daha kazançlı değil. Daha fazla gelecek ve gelecekte kazanç vadetmiyor!

Asya, Orta Asya, Doğu, Uzakdoğu ve Batı’yı daha iyi birbirine bağlayan başka bir yer yok!

Ancak, işte binbir türlü belalar ile finansal suni krizler ile İstanbul saf dışı bırakılmaya çalışılıyor!

Elbette ülkemizin de bu durumda payı var. Ekonomik düzen rayında değil. 

Her ne kadar liyakat sahibi olsa da Sayın Albayrak, bu kabine de yer almamalı idi. Hele de o bulunduğu Bakanlıkta asla!

Türkiye’nin global finans çevrelerine verdiği bir takım sözler vardı, onlar da havada kaldı. 

Bu durum da güven eksilmesine yol açtı tabii!

Ülkemizin jeopolitik ve stratejik vehameti ortada olmasına rağmen, geldiğimiz makro ve mikro ekonomik boyut, asla tatmin edici değil, olmamalı da zaten! 

Çünkü bu halkın hakkettiği seviye bu değil!

İçlerinde vicdan yerine para hırsı olan fırsatçı stokçuların yaptığı bu haksız kazıklamalar, bu milletin hakkettiği şeyler değil!

Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam