09.04.2019 03:51 Güncelleme Tarihi: 09.04.2019 04:11

31 Mart Vak’ası

31 Mart Vak’ası

Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey! Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi? 'Tarih'i 'tekerrür' diye tarif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi!' M.Akif’

O zaman Rumi takvim varmış şimdi ise Miladi, hikaye aynı hikaye hedef yine Beka!

2023 tarihi yaklaştıkça gerek dışarıdaki gerekse içimizdeki şer odakları iyice paniğe kapılıyor, asla boş durmuyor yeni yeni entrikalar, tehditler, sabotajlar, ekonomik kriz için algı operasyonları terör eylemleri vs, vs….

Anlaşılan o ki; büyüyen ve güçlenen Türkiye düşmana vermiş olduğu korku ve endişeden çok daha fazlasını kendi içindeki vatan hainlerine veriyor. Çünkü yukarda saydığımız eylemlerin birçoğu hainlerle iş birliği olmaksızın küffarın yapmaya cesaret edebileceği hamleler değil! 

Bir yerel seçimi daha geride bıraktık.

Gönlüm arzu ediyor ki bu seçim oy kullandığımız son yerel seçim olsun!

İlerleyen süreçte şehirlerimizde Valilerin yerini atama yoluyla göreve gelmiş Belediyecilik Fakültesi Mezunu pırıl pırıl dinamik Belediye Başkanları alsın! Yani kısaca özetleyecek olursak 2023 Türkiye’sinde ilgili, bilgili ve meslek sevgisi olan Belediye Başkanlarımızın yönetmiş olduğu metropollerimiz ve şehirlerimiz olsun…

Neden olmasın ki; Mesela bazı Üniversitelerimiz Belediyecilik Fakülteleri veya bölümleri açsalar Belediyecilik ile ilgili eğitim ve öğretim verseler, örneğin; dünyadaki gelişmiş ülkelerin belediyecilik çalışmaları ile birlikte Osmanlı’dan günümüze kültürümüzü yansıtan; İmar, kentsel dönüşüm, vakıf eserleri, haritacılık, fen, park bahçeler, kadastro vs…. 

Sonuç itibariyle oldukça donanımlı, bilgi özgüven ve vizyon sahibi Belediye Başkanları yetiştirmiş olsalar fenamı olur! 

Ferdi ihtiyaçlarımız ve sıkıntılarımızın giderilmesi için uzman kişiler tercih edilirken (Doktor, Hukukçu vs) Yaşamış olduğumuz kentlerde toplumsal ihtiyaçlarımızı karşılamak sorunlarımıza çare bulmak ve daha konforlu bir yaşam sürdürmek için neden işin uzmanına gerek duymayalım?

Bakınız hem bu vesile ile hemen her seçimde yaşanan tabiri yerindeyse yorgan kavgası sona ermiş olur. Dahası; Sandık hırsızlarını da günaha girmekten kurtarmış oluruz! 

Josef Stalin’in; “Önemli olan oyları kimin verdiği değil kimin saydığıdır.” sözünü destekler nitelikte olan “Demokrasi Tarihimizde” bu ve benzeri sandık hile ve manevralarının sayısız örnekleri vardır….

Özellikle mazisinde “Açık Oy / Gizli Tasnif” gibi bir garabete imza atan CHP’nin şaibesiz seçim kazanmasını kabul etmek bence mümkün olmadığı gibi kendilerince de mümkün olmadığı kendi içlerindeki sağduyu sahibi seçmenler tarafından da zaman zaman itiraf edilmektedir…

Dahası leş kargası micazlı olup iştahla elini ovuşturan emperyalist ülkelerin ve tabi bunlara taşörenlik yapan içimizdeki işbirlikçileri hainlerin seçimler üzerinden yapmış oldukları sinsi ve kirli planların tamamı çöpe gider!

Peki ya ekonomimiz üzerinden oyun oynamaya kalkan faiz lobisinde durum farklı mı olurdu, öyle zannediyorum tamamının hevesi kursağında kalır ve tabiî ki en önemlisi Belediyelerin başında işinin ehli insanların olmasının nimetleri saymakla bitmeyeceği gibi insanımız kaliteli hizmetle en ekonomik ve adil şekilde tanışmış olur, anlayacağınız hatır için değil akıl için hizmet elde edilmiş olur…

Gelelim günümüze, hangisini anlatalım bilmiyorum;

Ak Partinin içinde kritik yerlere konuşlandırılmış olan İhanet şebekesi üyelerini mi?  

Kısaca bunlara Ak Partinin içindeki Akp’liler diyoruz!  (Kripto Fetöcüler, rantçılar, hırsızlar ve literatüre yeni girmiş olan donu düşükler!) 

Yoksa tek partili dönemin ardından günümüze değin yenilgiye doyamayan hatta Atatürk dirilse ve “Artık CHP özünü tamamen kaybetmiş, çizgisinden sapmış ve yoldan çıkmış bir partidir, sakın ola oy vermeyin” dese dahi gözünü kırpmadan yine oy verecek olan CHP seçmeni ve aynı kaderi yaşayıp yaşatan Kılıçdaroğlu'nu mu? 

Yoksa harp kazanmış komutan edasıyla koşa koşa Anıtkabir’e Ebedi Şef’e müjde vermeye giden ve orada Ata’nın defterine yalan beyanda bulunarak kanunlar karşısında suç işleyen İmamoğlunu’mu? 

Yoksa itiraz süreci devam etmesine rağmen onu müktedir kabul ettiği anlaşılan ve Ata’nın huzurunda tören yapan Askeri Birliği mi? 

(Mevcut itiraz durumu ile alakalı şahsi fikrimi soracak olursanız her iki tarafın seçmenin gönlünün mutmain olması adına bence yapılması gereken İstanbul için seçimin tekrar edilmesidir..)

Yoksa özellikle büyük şehir seçimlerinin neredeyse tamamında, sandık sandık varlığını hissettiren FETÖ aklı ve kirli oyun ve planlarını mı? Biliyorsunuz daha önceki yazılarımda bunların ne denli büyük bir tehlike olduğunu defaatle yazmıştım.

İçimi en çok acıtan ise Cumhur ittifakına rağmen; içinde PKK’nın, PKK’nın siyasi kanadı HDP’nin, FETÖ ve CIA projesi İYİ Parti’nin, Amerika ve İsrail destekli CHP’nin bulunduğu ve adına ise “Millet İttifakı” dedikleri kırkambar “İllet İttifakına” oy veren seçmenimizi mi?

Yukarıdaki soru ve sorunların tamamının tek cevabı ve çaresi Ak Parti ile Recep Tayyip Erdoğan’dır. 

Dilimin döndüğünce arz ve izah etmeye çalışacağım;
Tayyip Erdoğan ülkemizde son yüz yılda yetişmiş olan en büyük lideridir. Tayyip Erdoğan’ı büyük yapan en önemli faktör davasının büyüklüğünün yanı sıra yaklaşık bir asırdır ülkemizin içinde bulunmuş olduğu idare sistemidir.

Bu sistem ki 1950 ye kadar olan tek parti ve diktatörlük 1950’den sonra ise diktatörlüğün perde arkasında rol aldığı cuntacılar, darbeler ve ihtilaller dönemidir.

Gayet tabi bu şartlarda ve böyle bir dönemde lider yetişmesi “Çuvalda Arslanın Büyemesi” gibidir. Ama hamd olsun ki O arslan büyümüş, milletin olduğu gibi ümmetin umudu, gururu ve göz yaşı olmuştur.  

Göz yaşı olmuştur, çünkü insanoğlu kiminle güldüğünü çok çabuk unutur ama kiminle birlikte ağladığını asla unutmaz… 

Reis ümmetin derdini kendisine dert etti, kimliğine, etnik kökenine derisinin rengine bakmadan nerede bir mazlum varsa hepsine kucak açtı. Üzüntüsüne, sıkıntısına, akan kanına, dinmemiş gözyaşına çare aradı, merhem aradı, deva aradı ve acılarını azaltmak için elinden geleni yaptı Zalimin karşısında dimdik durdu onların ettikleri kahpelikleri yüzüne haykırdı! İşte bu yüzden Reis gönülleri fethetti, kimsesizlerin kimsesi oldu işte onun içindir ki o üzülünce bu millet üzüldü, ümmet üzüldü gönlü ülkemizden yana olan dostlar üzüldü!
 
Ak Partideki büyük ihanet süreci 17-25 Aralık miladıyla başlamış olup FETÖ ile mücadelede siyasi yapının üzerine gidilmemesi, bunun yanı sıra bu yapının deşifre olması endişesiyle ülkemizi 24 Haziran 2018 Genel Seçimine hazırlayan süreçte aday adaylığı ve adaylık belirleme süreçlerinde hızını kesmeden devam etmiştir.

Ak Parti Genel Merkezi o dönemde birçok yanlış ismi parti kadrolarına, teşkilatlara ve Milletvekili yaparak meclise yerleştirmek için adeta seferber oldu. Buna karşı birçok dava neferi olan Ak Partiliyi, yüreğinde vatan, millet ve Reis sevdası taşıyan kadroları ise Partiden uzaklaştırdı, hatta bazı gözü pek mücadeleci Vekilleri tekrar aday göstermedi. Yani kısaca özetleyecek olursak o dönemde Ak Parti içindeki AKP’liler tabiri caiz ise ihtilal yapmışlardı… 

Teşkilatlarda görev alacak veya seçilecek adaylarda liyakat yerine yuları kendilerinde olacak sevk ve idare edebilecekleri ve tabi kendilerinin tabiyatında ve meşrebinde olan isimler üzerinde karar kıldılar. Sonuç olarak maalesef Reisin ve Milletin sayesinde, makam mevki sahibi olmuş hatta adam olmuş dangalak mirasyediler temsil yetkileri sayesinde Reisi ve Ak Partiyi zora soktular…

Abbasi devletinin kurucusu Ebu Müslüm Horosani’ye bir gün Emevi Devleti’nin niçin yıkıldığını sorduklarında demiş ki;
Onlar dostlarının dostluklarından emin olduğu için dostlarını kendilerinden uzak tuttular, düşmanlarını kendine bağlamak ve dostluğunu kazanabilmek için ise düşmanlarını yakın tuttular. Yakın tuttukları düşmanları dost olmadı, uzaklaştırılan dost ise dost kalamadı her ikiside düşman safında birleşince yıkımları mukadder oldu diyerek cevap verir…

Bundan sonraki süreçte gerekli tedbirler ivedilikle alınmasa Tepeden tırnağa bütün teşkilatlarda liyakat ve asalet sahibi isimlere emanet teslim edilmese Ak Partinin de sonu Emevi devletininkinden farklı olmayacaktır. Hatta ülkemizin İslam ve gönül coğrafyasındaki konum ve önemini düşünecek olursak çok daha vahim bir gelecek bizi bekliyor olacaktır….

Çocukluğumdan beri tanıdığım Cengiz Abi arife günü almış babasını kabir ziyareti için mezarlığa götürmüş. Babası bu süre zarfında gözüne çarpan mezar taşlarını okuyup “Ama! Bizim İsmail burada yatıyor baksana, Aaa! Ahmet abide buradaymış Allah Rahmet eylesin” sağına bakıyor tanıdık mezarı, soluna bakıyor tanıdık mezarı, Cengiz Abiye dönüp “Oğlum zere çarşıda pazarda kimse ile karşılaşmıyordum meğerse benim bütün tanıdıklar burada toplanmış” demiş.

Ak Parti 17 yıldır Türkiye’nin siyasi sahnesinde yer alıyor, sağlıktan ulaşıma değin sayısız hizmetlere imza attı, bu milletin rüyasında görse hayra yormayacağı ilkler ve yeniliklerle bu milleti tanıştırdı….

Ancak şu gerçeği göz ardı etmemek gerekir; her seçim sürecinde o eski meşakkat dolu çileli yılları bire bir yaşamış ve şahitlik etmiş vefa sahibi seçmenin bir kısmını vefatları sebebiyle kaybediyoruz, Cengiz Abinin babasının tanıdıkları gibi onlar artık kabristanda toplanıyor. O yüzden şahsi hesapların bertaraf edilerek Ak Partinin ivedilikle Gençlik Kollarının gelecek süreçte lokomatif olması için kararlı ve etkili adımlar atması gerekmektedir.

Şuurlu bir gençlik için mazisini ve hedeflerini gayet iyi bilen vizyon ve misyon sahibi bir gençlik yetişmesi şarttır! 

Görüyoruz ki binlerce kilometre uzağımızda Yeni Zellanda’da katliam yapan eli kanlı katil kim olduğumuzu gayet iyi biliyor ve oradan bize mesaj gönderiyor! Bizlerde kendimizin kim olduğunu öğrendiğimiz zaman dostumuzu da düşmanımızı da, hedeflerimizi de, bütün dünya mazlumlarının güçlü Türkiye’ye neden ihtiyaç duyduğu gerçeğini de öğrenmiş olacağız!

31 Mart seçimde dahil olmak üzere peş peşe gelen son seçimlerin galibi tamamen Recep Tayyip Erdoğan’nın şahsıdır.

Çünkü bu millet Tayyip Erdoğan sevdası uğruna yerine göre günahını dahi vermeyecekleri o mirasyedi bozuk şahsiyetlere ya oy verdi veya destek olmak zorunda kaldı! Üzülerek şahit oluyoruz ki, bu necip milletin derdi büyüktür çünkü liderini temsil edenlerden yana dertlidir ve o temsil edenleri seçen zevatlardan da dertlidir. Çünkü bunların içinden kimileri ahlaken büyük erozyona uğramış yüz karalarıdır. 

Ne yazık ki bu utanmazlar memleketlerinde Reisi, memleket dışında ise vilayetlerini ve hemşehrilerini temsil etmektedirler.

Gayet tabi hal böyle olunca Genel Merkezden derdine çare olmayacağını anlayan bazı illerde seçmen oyunu Liderine destek olan ittifak Partisine vererek operasyon yapmıştır…

İki boksör ringe çıkmış, dövüşüyor birisi dövüyor diğeri sürekli dayak yiyor, dayak yiyene her mola zamanı “Gayet iyi gidiyorsun, mahvettin adamı, perişan oldu düştü düşecek diye sözde moral veriyorlarmış, en sonunda adam dayanamamış tamam ben onu dövüyorum da o zaman beni kim dövüyor anlamadım demiş!
 
Recep Tayyip Erdoğan’a Ak Partinin içindeki bazı kurmayları benzer yalanlar söyledi, teşkilatlarla ilgili çoğu sıkıntıları anlatmadılar veya yalan yanlış bilgi verdiler sonuç itibariyle ilerleyen yaşına rağmen ümmetin bu ağır yükünü tek başına omuzlamak zorunda bıraktılar… 

Çevresine konuşlandırılmış olan hainler kadar o kadar fazla ki sanki bir ihanet halkası etrafını kuşatmıştı, Reisin sayesinde 80 milyonda bir kişiye nasip olacak makam ve mevkilere gelen insanlar yedi sülalesine faydası olan insanlara faydası olduğu halde Erdoğan’a ihanet etti, hainlik yaptı, çelme taktılar, üstad Necip Fazıl’ın satırlarında özetlediği gibi;

Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa dimdik doğrul ve sevin!


Yiğit düştüğü yerden kalkacak ve yenilgi büyüyen bir zafer daha elde edilecektir. İnanıyorum ki bu sonuçlarla birlikte Reis 2071 Türkiye’sinin temelini oluşturacak kadrolar için kolları sıvayacak, Ak Partinin içindeki cerahatı temizleyecek, zamanında halının altına süpürülmüş olan pislikleri defedip partiyi adına yakışır bir şekilde aklayacaktır. Ecdadımız boşa dememiş ‘Bir musibet bin nasihatten hayırlıdır’ diye, hiç endişeniz olmasın! 


Selam ve dua ile…..