Siyasetten tiksinmeme neden olanlar ve bugün geldiğimiz nokta

Siyasetten tiksinmeme neden olanlar ve bugün geldiğimiz nokta

Aylar önce bir yazı kaleme almıştım. O yazıda beni siyasetten soğutan, siyasetten nefret ettiren, siyasete olan inancımı yerle bir eden üç isimden açık açık bahsetmiştim. O gün hiç eğip bükmeden, hiç kimseden çekinmeden isimlerini yazmıştım: Ali Mahir Başarır, Cemal Enginyurt ve Mahmut Tanal.

Aradan zaman geçti. O gün yazdıklarımızı abartılı bulanlar oldu. “Bu kadar sert olunmaz” diyenler çıktı. “Siyasetin doğasında bunlar var” diye akıl verenler oldu. Fakat bugün yaşananlara baktığımızda, o gün yazdığım her satırın ne kadar doğru olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Çünkü siyaset dediğimiz şey artık fikir yarışı olmaktan çıkmıştır. Nezaketin yerini hakaret, aklın yerini bağırış çağırış, devlet ciddiyetinin yerini ise sokak ağzı almıştır. İnsanlar artık memlekete ne kazandıracağını konuşmuyor; kim daha fazla bağıracak, kim daha fazla provokasyon yapacak onun yarışını veriyor. Ve ne acıdır ki bu tabloyu oluşturan isimlerin başında da o gün yazdığım kişiler gelmektedir.

Ben siyaseti bir zamanlar hizmet kapısı olarak görürdüm. İnsanların dertlerine çözüm üreten, ülkenin geleceğini düşünen, gençlere umut veren bir alan olarak bakardım. Ama bugün ekranları açıyoruz, Meclis kürsülerine bakıyoruz, sosyal medyadaki açıklamaları görüyoruz; karşımıza sürekli kavga, sürekli hakaret, sürekli bir gerilim çıkıyor. İnsan ister istemez soruyor: Bu insanlar gerçekten milleti mi temsil ediyor, yoksa sadece öfkeyi mi büyütüyor?

Özellikle son dönemde yaşanan olaylar gösterdi ki siyaset artık kontrolsüz bir hırsa teslim olmuş durumda. İnsanlar konuşmuyor, saldırıyor. Tartışmıyor, aşağılıyor. Fikir üretmiyor, algı üretmeye çalışıyor. Ve bunu yaparken de toplumu ikiye bölmekten, insanları birbirine düşman etmekten çekinmiyorlar.

İşte benim siyasetten uzaklaşmama neden olan tam olarak buydu.

Bir siyasetçi düşünün; ağzından çıkan her kelime toplumu germeye yönelik. Bir diğeri düşünün; sürekli bağırarak, sürekli kavga ederek gündemde kalmaya çalışıyor. Bir başkası ise hukuku, adaleti, devlet ciddiyetini savunduğunu söylerken aslında sokak diliyle hareket ediyor. Böyle bir ortamda insanların siyasete güven duymasını nasıl bekleyebilirsiniz?

Bugün gençler siyasete neden ilgi göstermiyor sanıyorsunuz? Çünkü karşılarında örnek alabilecekleri bir duruş göremiyorlar. Çünkü siyaset artık kaliteyi değil, kavgayı ödüllendiriyor. Çünkü televizyon ekranlarında memleket meselesi konuşmak yerine birbirine bağıran insanlar görüyorlar.

Ben o yazıyı yazarken aslında sadece üç ismi eleştirmiyordum. Bir zihniyeti eleştiriyordum. Siyaseti kirleten, insanları kutuplaştıran, toplumu öfkeye teslim eden anlayışı eleştiriyordum. Bugün yaşanan gelişmeler ise maalesef beni haklı çıkarmıştır.

İşin en acı tarafı da şu: Bu ülkede siyaset bir zamanlar saygı duyulan bir alandı. İnsanlar siyasi görüşü farklı olsa bile birbirine düşman olmazdı. Meclis tartışırdı ama toplum ayrışmazdı. Şimdi ise insanlar aynı masaya oturamıyor, aynı fikirde olmayanı düşman ilan ediyor. Bunun oluşmasında diliyle, tavrıyla, saldırgan üslubuyla toplumu geren siyasetçilerin büyük payı vardır.

Ben hâlâ bu ülkenin temiz siyaseti hak ettiğine inanıyorum. Ama bunun yolu çirkeflikten değil, seviyeden geçer. Bağırmaktan değil, konuşabilmekten geçer. Hakaretten değil, fikirden geçer. Siyasetçinin görevi milleti germek değil, millete umut olmaktır.

Aylar önce yazdığım yazıda söylediğim gibi; bir insanı siyasetten uzaklaştıran şey karşı görüş değildir. İnsanları siyasetten nefret ettiren şey, siyasetin seviyesizleşmesidir. Bugün yaşananlar da ne yazık ki bunun en açık ispatıdır.

Kalın Sağlıcakla…

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
islami sohbet
dini chat sohbet odaları