Kıyafete dil uzatan zihniyet, bu milleti tanımıyor
Bir belediye başkanını eleştirebilirsiniz.
Projelerini beğenmeyebilirsiniz.
Siyasi duruşuna karşı çıkabilirsiniz.
Bunların hepsi demokrasinin doğal parçasıdır.
Ama bir kadının, hem de halkın oylarıyla üç dönemdir seçilmiş bir belediye başkanının, kıyafeti üzerinden aşağılanması, hedef gösterilmesi, hakarete uğraması…
Bu siyaset değil.
Bu eleştiri değil.
Bu düpedüz ahlaksızlık ve hadsizliktir.
Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş, sıradan bir siyasetçi değildir.
İşletme lisansına sahip, donanımlı, çalışkan, halkıyla iç içe, ilçesinin her sokağında izi olan bir yerel yöneticidir.
Ve en önemlisi:
Tam üç dönemdir sandıktan çıkıyor.
Bu ne demektir biliyor musunuz?
Bu, milletin “Biz senden razıyız” demesidir.
Bu, halkın güvenidir.
Bu, emeğin, dürüstlüğün ve samimiyetin tescilidir.
Zeynep Güneş’in yöresel kıyafetini hem sosyal hayatında hem iş hayatında tercih etmesi ise bir zayıflık değil, tam tersine kültürel bir duruştur.
Köklerinden utanmayan insanların tavrıdır bu.
Kimliğini saklamayanların cesaretidir.
Anadolu kadınıdır o.
Toprağın içinden çıkmış, halkın içinden gelmiş, halk gibi yaşayan bir belediye başkanıdır.
Fakat belli ki bazı zihniyetler için bu fazlasıyla rahatsız edici.
Çünkü onlar halka benzeyen siyasetçiden korkarlar.
Onlar kravatlı, steril, yapay figürler isterler.
Onlar tepeden bakan elit dili severler.
İşte bu yüzden İYİ Partili olduğu söylenen Mehmet Emin Korkmaz isimli bir hadsiz, bu kıyafet üzerinden iğrenç bir üslupla saldırmayı tercih etti.
Ne projeden bahsetti.
Ne hizmetten.
Ne belediyecilikten.
Doğrudan kadının kıyafetine saldırdı.
Bu, siyasetin seviyesi değil.
Bu, karakter seviyesidir.
Ve maalesef dip yapmış bir karakter.
Bir kadını, üstelik bir kamu yöneticisini, kültürü üzerinden aşağılamak; Anadolu değerleriyle dalga geçmek; halkın tercihine hakaret etmek…
Bu dilin adı eleştiri değil, nefret dilidir.
Şükür ki bu kez toplum sessiz kalmadı.
Savcılık derhal harekete geçti.
Gözaltı kararı çıktı.
Hukuk “dur” dedi.
Dahası, kendi partisi bile bu rezilliği savunamadı.
Disipline sevk edildi ve ihraç süreci başlatıldı.
Demek ki neymiş?
Artık kimse eski Türkiye’de yaşamıyor.
Kimse “nasıl olsa yanına kalır” devrinde değil.
Bu ülkede kadınlara, inançlara, kültüre, yerel değerlere saldıranlar eskisi gibi rahat dolaşamayacak.
Asıl sevindirici olan ise şu:
Toplumda oluşan ortak duyarlılık.
Siyasi görüşü ne olursa olsun insanlar bu çirkinliğe tepki verdi.
Çünkü mesele parti meselesi değil.
Mesele insanlık meselesi.
Bugün Zeynep Güneş’e yapılan, yarın başka bir kadına yapılabilir.
Bugün yöresel kıyafete uzanan dil, yarın başörtüsüne, şiveye, memlekete uzanabilir.
İşte tam da bu yüzden bu refleks çok kıymetli.
Bu milletin birleşme noktaları vardır:
Onur, haysiyet, kadın emeği, yerel kültür…
Buralara saldıran herkes karşısında artık sadece bir siyasi partiyi değil, toplumun tamamını bulacaktır.
Provokatörlerin en büyük korkusu budur zaten.
Birlik.
Çünkü birlik varsa kirli dil barınamaz.
Birlik varsa aşağılık siyaset tutmaz.
Birlik varsa hadsizler kaçacak delik arar.
Şunu herkes bilsin:
Sandıkta yenemediğini hakaretle yıkmaya çalışanlar, önce hukuku, sonra milleti karşısında bulur.
Ve sonunda hak ettiğini alır.
Zeynep Güneş yalnız değildir.
Onun duruşu, Anadolu’nun duruşudur.
O kıyafet sadece bir elbise değil,
Bu toprağın hafızasıdır.
O hafızaya dil uzatanlar ise tarihte hep aynı yere yazılmıştır:
Hadsizler listesine.
Kalın Sağlıcakla…
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.
