Dünden bugüne taksicilik ve güncel sorunları

Değerli dostlarım, sevgili okurlarım, 'Taksi' büyük şehirlerimiz, özellikle de İstanbul için her zaman gündemde olan ve çözülemeyen sorunlarıyla da sık sık başlıklarda yer alan bir günlük yaşam mecramız.
Dünden bugüne taksicilik ve güncel sorunları
Son günlerde haberlerde ve sosyal medyada yer alan şikayetlerin başında taksiciler ve taksicilik yer almaktadır. Özellikle yaz aylarında İstanbul'a alışveriş ve ziyaret için gelen turistlerin artması nedeniyle taksi kullanma ihtiyacına paralel olarak şikayetlerin iyice arttığını görmekteyiz.

Bu şikayetler çoğunlukla ücretlerin çok yüksek olması yönünde olmakla beraber, yabancı turistlere Dolar ve Euro üzerinden hizmet verme, kısa mesafeye müşteri almama, yerli müşteriyi kabul etmeme, gayri ahlaki davranışlar ya da lakayt konuşmalar şeklinde yer alıyor.

Ve bu durumun özellikle İstanbul'da yaşandığını, diğer şehirlere göre neredeyse on katı fazla olayların vuku bulduğunu da görüyoruz ki bunda özellikle yaz aylarında turistlerle beraber 20 milyona çıkan nüfusun etkisi büyük.



Ulaşım hizmetleri şehirciliğin olmazsa olmazlarındandır. Bu, tarih boyunca böyledir, önce yollar yapılmış sonrasında mesafeleri kısaltan taşımacılık çözümleri icad edilmiştir. Tekerlekli aracın hikayesi dünya üzerinde ilk defa bir savaş arabası olarak Mezopotamya'da başlar. Bu araçlar aynı zamanda, sonrasında her türlü taşımacılığın yapıldığı dört tekerlekli at arabalarının prototipidir.

Osmanlı döneminde arabaya binmeyi alışkanlık hâline getiren ilk padişah II. Mahmud'dur. Üsküdar'dan Kartal'a kadar yapılan posta yolunun açılış töreninde faytona bindi ve bu münâsebetle vezirlerin de faytona binmelerine izin verdi. 1826 yılında çıkartılan "İhtisap Ağalığı Nizamnâmesi"yle birlikte, fayton ve araba ile yolcu taşımacılığı yapan arabacılar, ilk kez bir esnaf topluluğu olarak kabul edildiler.


Sultan Abdülaziz döneminde kirâ arabaları kullanılmaya başlandı. Abdülaziz'den sonra Osmanlı pâdişahları, sadrazamlar, nâzırlar törenlere özel faytonlarla katıldılar. Pâdişâhın dört atla çekilen "Saltanat Arabası" şehrin en muhteşem faytonuydu.
Memalik-i Osmâniye dediğimiz devlet sınırları genişledikçe faytonculuk, özellikle Payitaht İstanbul, Bursa, Konya Amasya, Manisa, Adana, Hatay Bölgesi, Şam Vilayeti, Kudüs Vilayeti gibi büyükşehirlerde aynen taksi gibi görev yapmaya başladı.

Bu noktada Sultan Abdülhamid Han zamanında yaşanan bir olay günümüze ışık tutması bakımından zikredilmeye değerdir; Sultanın kulağına faytoncularla ilgili sık sık şikayetler gelmektedir. O dönem Sultan Ahmet yakınlarında bir semtte faytoncular istihdam edilmiş halka hizmet vermektedirler. Ancak laubali konuşmalar, edep dışı bazı sözlerle tavırlarla karşılaştıklarını belirten bir takım müşteriler saraya şikayette bulunur. Bu şikayetlerde asla bir taciz, namusa göz dikme, yahut çirkin bir eylem söz konusu olmamıştır. Sadece lakayt ifadeler, gereksiz lakırdılar sözkonusudur.

Bunları işiten Sultan derhal müdahale ederek bütün faytoncuları İstanbul dışına, payitahttan uzak bir yere göderir ve oraya saraydan faytonlar görevlendirerek halkın hizmetine tahsis eder.

Yine bir bu konuda bir örnek uygulamadan bahsedelim; Dünyada hayvan hakları ile ilgili ilk kapsamlı kanun düzenlemesini Osmanlı'da görmekteyiz.

Bu düzenlemelerin ilki Sultan II. Beyazıt zamanına dayanır. 1502-1507 tarihleri arasında hazırlanan kanunnamelerde hayvanların korunmasına ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Kanunnamenin 58. Maddesi şu şekildeydi: "Ayağı yaramaz beygiri işletmeyeler. At, eşek ve katır ayağını gözeteler ve semerin göreler. Ağır yük vurmayalar. Çünkü dilsiz canlıdırlar. Hamallar ağır yük vurmayalar, makul olalar."

Ardından en kapsamlı düzenleme Sultan III. Murad zamanında 1587’de yapılmıştır. Padişahın 19 Mart 1587’de İstanbul Kadısı'na gönderdiği fermanda, hamalların at, katır ve beygirlere tahammüllerinin üzerinde yük taşıtmaları yasaklanmıştır. Hayvanların bakım ve beslenmesine ilişkin fermandaki ikaz ve hükümlere uymayanların cezalandırılacağı bildirilmiştir.
Bu ferman, "Dünyada hayvan haklarına ilişkin ilk kapsamlı düzenleme" olma özelliğine sahiptir.

Bu uygulamalar günümüz için birer örnek teşkil etmesi gerekirken maalesef ki 21.YY.da teknoloji çağında yine insanlıktan sınıfta kaldık. Anlatmama gerek yok dostlarım geçtiğimiz yıl Adalarda gündeme gelen Faytonların kaldırılması talepleri doğrultusunda halkın isteklerini ve orda zavallı atlara yapılan muameleyi bilirsiniz.

Ocak 2020 tarihli belediye raporunda yılda ortalama 400 atın öldüğü, 20-25 yıl ömre sahip atların 2 yıl içinde öldükleri belirtildi. Bu belediyenin resmi raporudur.

Evet dostlarım geçmişte faytonculuk olarak hizmet veren bu taşıma hizmeti günümüzde taksicilik olarak hayatın içinde yer almakta ve şikayetlerle gündeme gelmektedir.

Geçtiğimiz yıllarda taşımacılık hizmeti veren özel bir şirket vardı, Uber. Taksi ücretlerine göre fiyatı daha yüksek olsa bile verdiği hizmet kalitesi ve sunduğu kolaylık açısından daha fazla tercih ediliyordu ancak taksicilerin eylemleri, şikayetleri, işi başbakana götürmeleri neticesinde çıkan olaylar sonucu şirket Türkiye'deki ofisini kapattı. Şu an sadece havaalanlarında hizmet veren birkaç şirketle sınırlı kaldı bu hizmetler.
Ne olacak peki, taksicileri sürgün edip, fesh mi etmek gerekir?
Tabi ki hayır!

Yeni düzenlemeler yapılabilir. Taksilerin renginden tutun ,modellerine kadar bir yenileme yapılabilir. Bir ara mavi renkli taksiler hizmete girmişti, lüks segmentte yer alan bu grup oldukça güzel bir görünüme de sahipti.

ABD'de klasik araçlar kullanılır taksicilikte. Daha çok Chevrolet ve Ford marka araçları görürüz. Almanya'da Mercedes, Passat, BMW, Volvo, Passat tercih edilirken İngiltere eski tip arabaları tercih etmekte.

Bizde de hem görüntü düzenlemesi hem araç kullanıcılarının uyması gereken kurallar, hem de fiyat tarifeleri bir düzenleme ile halka sunulmalı. Mesela kullanıcı kafasına göre fiyat söyleyememeli. Yerli turiste ayrı, yabancı turiste ayrı fiyat vermemeli. Müşteri güzergahını seçebilmeli, güzergah uzatma hilelerinin önüne geçilmeli.

İTEO (İstanbul Taksiciler ve Esnaf Odası) Ne yapıyor, taksilerin temizliğinden tutun da çalışanların tavırlarına kadar kadar her hangi bir denetim, bir çalışma ortaya koyabiliyor mu?

Bir ticari taksi sahibi olmak için 2.5 milyona yakın ödeme alınıyor. Bunun karşılığı verilmeli, bu araçlar nezih hizmetler sunabilmeli, araç kullanıcıları da müşteriler de mağdur edilmeden bu sorunlar çözülmeli.

Şimdiye kadar İBB'den bu şikayetler hakkında bir çalışma ortaya konmadı maalesef. Bu konuda halkımızın daha fazla mağduriyet yaşamaması için İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun acilen bu konuyu ele alması ve hükümetle birlikte ortak bir çalışma yürüterek bu sorunu çözüme kavuşturmasını bekliyoruz.
Allah'a emanet olunuz!

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın