Tezcan Erdoğan

Tezcan Erdoğan

Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi

Devletlerin ve insanların süratle sekülerleştiği, dinlerin anlamını yitirip mabetlerin ya terk edilerek boşaltıldığı ya da iktidarların iktidarlarını sürdürebilmeleri için payanda olarak araçsallaştırıldığı bir dünyada, yıllardır bir gün açılmasını bekleyip dua ettiğimiz Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi bana hiç heyecan vermiyor.
Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi
Tabi ki sonuçtan memnuniyet duyuyorum ancak heyecan duymuyorum. Dün, riyakarlık putuna hizmet etmek için meydanlara, sokaklara sığmayan kalabalık için de bir süre sonra duydukları heyecanın söneceğini ve Ayasofya'nın da diğer camiler gibi yalnızlığa terk edileceğini, yarın ya da biraz daha uzak vadede mutlaka göreceğiz. Tüketim toplumlarının en büyük özelliği budur. Bir tahtakurusu gibi girdikleri gövdeyi bitirene kadar içinde dururlar. Sonunda Süleyman'ın âsâsı gibi kırılıp dökülürler.

Geçen sene Çamlıca Camisi açıldığında duyulan heyecana ne oldu ise yarın Ayasofya'nın açılışından duyulan heyecan da kaybolacak, sonra da Taksim Camii'nin heyecanı önce parlayıp sonra sönüp yok olacaktır.

Mabetler inşaa etmek, camiler açmak tabi ki ihtiyaç olduğu sürece güzel ve faydalı işlerdir. Ancak Allah'a karşı sorumluluklarını bilenler için yeryüzü zaten mescit kılınmıştır. "Yeryüzünün mescit kılınması" ise yeryüzünde herhangi bir yerde "namaz kılmak" demek değildir sadece. Bilim ile felsefe ile yeryüzünü anlamaya çalışmak, onu keşfetmek, onu insanlığın ve doğanın faydası için imar ve idare etmek ve ona eğilerek secde etmek ve bu şekilde Allah'a yaklaşmak demektir. Meleklerin Adem'e secde etmeleri gibi insanlar da yeryüzünü mescit haline getirip ona secde ederek Allah'a yaklaşmak yerine, iblis gibi yeryüzünü adeta bir savaş alanına, bir düşmanlık merkezine çevirmişlerdir. Doğal olan her şeye karşı gösterilen düşmanca yaklaşımlar yüzünden ne yeryüzü ne de orada inşa edilmiş olan mabetler bugün Allah'ın adının anılmasından öteye geçilemediği ve Allah'a yaklaşmaya vesile olamayan soğuk taş yapılara dönüşmüşlerdir.

Mabedlerine "Allah'ın evi" yakıştırması yapanlar gerçekten Allah'ın o mabette yaşadığını mı sanıyorlar? Öyle ki hâşâ evinden dışarı çıkmayan Allah, insanların doğal yaşamları içerisinde de artık pek dikkate alınmayan bir Tanrı'ya dönüştürülmüştür. Tıpkı kendi evlerindeki yaşlılarına, anne ve babalarına reva gördükleri muamele gibi yanlarındayken göstermelik bir saygı, yanlarından ayrıldıktan sonra ise kendi kafalarına göre yaşadıkları bir hayat...

Bence bir mabedi aslına çevirmek, onu kiliseden camiye çevirmek, camiden kiliseye çevirmek ya da müzeden camiye çevirmek demek değildir. Mabedlerin aslına çevrilmesi, mabetlerin üzerinden insanların ellerini çekmesi ve kendi iktidarlarını yüceltmek için değil, sadece Allah'ı yüceltmek için kullanılması şeklinde olmalıdır. Ayasofya üzerinde kopartılan kıyamete bakarak da bunu görebilirsiniz.

Devletler kendi iktidarları için bunu bir bilek güreşine çevirmişlerdir. Devletler gibi milletler de aynı şekilde bunu kendi çıkarları için bir mücadele olarak görmektedir. Bunlar, mabedlerin Allah'ın evi olduğu iddiasına da gölge düşüren davranışlardır.

Bugün Anadolu'nun ve dünyanın dört bir yanında camiye çevrilmesi gereken o kadar çok "cami" var ki, inşallah bir gün onların da camiye çevrildiği günleri görebiliriz. Cemaatsiz, ruhsuz ve kişisel hırsların, cemaat, tarikat ya da hemşehrilik asabiyetleri ile inşa edilmiş, her grubun sadece kendi camisine giderek diğerlerini terk ettiği, adı bile "toplamak" fiilinden türemiş olan camileri "ayırışma" merkezi haline getirmek ne kadar doğrudur?

Pek umutlu değilim ama inşallah bir gün, tüm camilerin tek bir cami, tüm camilerin cemaatlerinin tek bir cemaat olduğu günleri görebilirsek işte o zaman gönül rahatlığıyla bugün eksik olan heyecanımı duyacağım. İşte o gün Allah'ın evinin sadece mabedler değil bu gökkubbe olduğu anlaşılacak ve insanlar ibadetlerini Allah'ın gözüne sokar gibi riyakarlık ile değil tevazu ile bu gökkubbe altında yerine getireceklerdir.

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın