Venezuela’da deprem olmuş, asrın depreminden ne kadar ders aldık yoksa unuttuk mu bile!
Dünyanın farklı bölgelerinde son 24 saatte 4 büyük deprem meydana geldi.
En küçüğü 5.6, en büyüğü 7.5 şiddetinde…
Bunu duyunca, daha 3 sene önce yaşadığımız büyük deprem geldi gözümün önüne…
Hala etkileri devam ediyor ama ne garip ki sanki unuttuk bile.
Sanki sadece yıldönümlerinde hatırlar olduk.
Ülkemiz fay hattında mı; hem de tam göbeğinde.
Ya İstanbul?
Büyük önlemler alınması/dönüştürülmesi gerekiyor muydu?
Hem de en kısa zamanda ve acilen.
Bu konuda hangi aşamadayız?
Sanki erteledik, sanki “aman be ya; deprem bize ne yapar ki” rehavetine girdik!
Yoksa fay hattı yer mi değiştirdi veya deprem bir söz mü verdi de benim haberim yok?
Arkadaşlar!
Biz neden böyleyiz? Neden yenisi gelene kadar yaşadığımız büyük felaketi hemen unutuyor; alınması gereken önlemleri aksatıyoruz?
Biz ne ara bu kadar umursuz ve vurdumduymaz olduk!
Bunu derken de iktidarı-muhalefeti, siyaseti-toplumu, kendimi ve diğerlerini hariç tutmadan; herkese, hepimize söylüyorum.
Bakınız;
Venezuela’da 7.5 şiddetinde deprem oldu ama çok şükür sadece 35-40 kişi hayatını kaybetti.
Keşke bu da olmasa; kimsenin burnu bile kanamasaydı…
Acaba maazallah aynı şiddette bir deprem ülkemizde/İstanbul’da olsa vahametin boyutlarını tahayyül edebiliyor musunuz Allah aşkına!
NATO Zirvesi ve Ankara
NATO Zirveleri son birkaç yıldır rutin dışı gelişmelere sahne oluyordu.
Özellikle de Trump’ın ABD başkanı olmasından sonra.
Bu defa Ankara’da…
Bence sürprizlere gebe bir zirve.
Evet, önemli güvenlik konuları görüşülecek, ortalık gerilecek ve liderlerin özellikle de Trump’ın şovuna sahne olacak ama bu defa Trump’ın Avrupalı liderlere karşı biraz olsun diplomatik nezaketi gözeteceği kanaatindeyim.
Çünkü Kasım’da hayati bir seçime gidiyor.
O yüzden, Trump’ın bile maslahat gözettiğini göreceğiz.
Ama zirve bu defa sadece güvenlik içeriği barındırmayıp; daha farklı görüşmelerin olacağı, beklenmedik ikili ilişkilerin temellendirileceği ve hatta arka kapı diplomasisinin bugüne kadar hiç olmadığı ölçüde aktif olacağı bir zirve olacaktır.
Türk-ABD ilişkileri açısından da, kritik ve sürpriz kararların alınacağı ve hatta yeni bir yol haritasının oluşacağına dair duyumlar aldım.
Amerika’dan kulağı delik bir dostum “bu zirvede özellikle Erdoğan-Trump iletişimine dikkat et. Türkiye siyasetinde de, etkileri olacak yakın teşrik-i mesaide olacaklar” dedi.
Ne kastettiğini sorunca “ben bu kadarını söylerim; gerisini ise yaşayarak görürsünüz” diye gönderme yaptı.
Sonuç:
Arkadaşlar!
Yeni Dünya Düzeni oluşurken küresel müesses nizam ve onun kurumları birer birer; ya düşüyor ya değişiyor ya da dönüştürülüyor.
Kiminin önemi kalmıyor, kiminin önemi artıyor, kimi ise revizyona uğrayıp kapsam değişikliğine gidiyor.
2030’lara geldiğimizde küresel müesses yapıların ne kadar değiştiğini, ne hallere geldiğini ve bugünün olmazsa olmazı pakt/mutabakat ve ittifakların pek de önemlerinin kalmadığını veya önemli hale gelen yeni konsensüslerin/yeni aktif kuruluşların inşa edildiğini hep birlikte göreceğiz.
En net gerçek şudur ki; Küresel sistem artık eskisi gibi kalmayacak ve zorlansak bile bizler de yeni sisteme ayak uydurmaya mecbur ve mahkum olacağız!
Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.