Kastamonu’nun sanayi gücü var, peki bu güç neden Kastamonu’ya yansımıyor?

Kastamonu’nun sanayi gücü var, peki bu güç neden Kastamonu’ya yansımıyor?

İstanbul’da ve Türkiye’de güçlü sanayicilerimiz, Kastamonu’da değerlendirilmeyi bekleyen büyük bir potansiyelimiz var.

Kastamonu, yalnızca tarihiyle, kültürüyle, doğal güzellikleriyle ve yetiştirdiği devlet adamlarıyla değil, Türk sanayisine kazandırdığı güçlü iş insanlarıyla da önemli bir şehirdir.

Bugün İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin birçok sanayi bölgesinde Kastamonulu iş insanlarının kurduğu, büyüttüğü ve dünya pazarlarında söz sahibi hâline getirdiği çok önemli sanayi kuruluşlarımız bulunmaktadır.

İÇDAŞ Demir Çelik, Çolakoğlu Metalurji, Dalgakıran, Yılmaz Redüktör ve daha ismini sayamadığımız yüzlerce güçlü sanayi kuruluşu, Kastamonulu iş insanlarının Türk ekonomisine kazandırdığı değerin önemli örnekleridir.

Bu firmalar yalnızca üretim yapmıyor; ihracat gerçekleştiriyor, istihdam oluşturuyor, ülkemize döviz kazandırıyor ve Türkiye’nin uluslararası rekabet gücüne katkı sağlıyor.

Ancak burada kendimize sormamız gereken çok önemli bir soru var:
Türkiye’nin dört bir yanında böylesine güçlü sanayicilere sahip olan Kastamonu, neden bu ekonomik güçten kendi coğrafyasında yeterince faydalanamıyor?

İSTANBUL SANAYİ ODASI SEÇİMLERİ VE KASTAMONULU SANAYİCİLER

İstanbul Sanayi Odası seçimleri, Kastamonulu sanayicilerimizin ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

Türk sanayisinin önemli isimlerinden Dalgakıran'ın sahibi Sayın Adnan Dalgakıran ile Yılmaz Redüktör'ün sahibi Sayın Ender Yılmaz'ın bu süreçte karşı karşıya gelmesi, hemşerilerimizin sanayi dünyasındaki ağırlığını ortaya koyan önemli bir gelişmedir.

Gönül isterdi ki böylesine değerli iki hemşerimiz ortak bir anlayış içerisinde hareket edebilsin.
Ancak sonuç ne olursa olsun, her iki iş insanımızın da Türk sanayisine kazandırdığı değer tartışılmazdır.

Dahası, İstanbul Sanayi Odası bünyesindeki meslek komitelerinde görev alan, komite başkanlıklarına ve meclis üyeliklerine seçilen çok sayıda Kastamonulu sanayicimizin bulunması bizler için ayrı bir gurur kaynağıdır.

Burada asıl üzerinde durmamız gereken mesele, bu güçlü sanayi birikimini Kastamonu'nun kalkınmasına nasıl yansıtabileceğimizdir.

Çünkü Kastamonu'nun sanayicisi güçlüdür. Eksik olan, bu gücü ortak bir kalkınma hedefi etrafında buluşturabilmektir.

SANAYİCİ VAR, SERMAYE VAR; PEKİ YATIRIM NEDEN YOK?

Kastamonu milletvekilliği yaptığım dönemde üzerinde en fazla durduğum konulardan biri, memleketimize yeni sanayi yatırımlarının kazandırılmasıydı.

Birçok sanayici hemşerimizle bu konuda görüştük. Kastamonu'ya yatırım yapılmasını, yeni fabrikaların kurulmasını, gençlerimize iş imkânları oluşturulmasını defalarca gündeme getirdik.

Ancak karşımıza sürekli aynı sorunlar çıktı.

Nitelikli iş gücüne ulaşma güçlüğü, kalifiye personel eksikliği, ulaşım maliyetleri, lojistik altyapının yetersizliği ve sanayi kuruluşlarının mevcut tedarik merkezlerine uzaklığı...

Bugün dünya ticaretinde rekabet şartları geçmişe göre çok daha ağırdır.

Sanayici artık yalnızca fabrika kuracağı arsanın fiyatına bakmıyor. Üreteceği ürünün limana kaç saatte ulaşacağını, konteyner maliyetini, navlun bedelini, enerji giderlerini, personel teminini ve dünya pazarlarına hangi maliyetle erişeceğini hesaplıyor.

Özellikle ihracat yapan firmalar için lojistik maliyetler, yatırım kararlarında belirleyici unsurlardan biri hâline gelmiştir.

Sanayiciye yalnızca “Gel Kastamonu'ya yatırım yap” demek yetmez. Sanayicinin yatırım yapabileceği ekonomik şartları da hazırlamak gerekir.

İşte bu noktada yıllardır üzerinde durduğum stratejik bir konu yeniden karşımıza çıkıyor:
İNEBOLU LİMANI, KASTAMONU'NUN GELECEĞİNİ DEĞİŞTİREBİLİR

Milletvekilliğim döneminde İnebolu Limanı'nın büyütülmesi, modernize edilmesi ve uluslararası ticarete daha güçlü şekilde açılması gerektiğini defalarca dile getirdim.
Bugün de aynı düşüncedeyim.

İnebolu Limanı yalnızca Kastamonu'nun değil, doğru yatırımlarla Batı Karadeniz'in önemli lojistik merkezlerinden biri olabilecek stratejik bir konumdadır.

Peki ne yapılmalı?

Öncelikle limanın kapasitesi artırılmalı, gerekli teknik ve ekonomik fizibilite çalışmaları yapılarak konteyner taşımacılığına uygun altyapı oluşturulmalıdır.

Karadeniz'deki uluslararası konteyner hatlarına bağlantı sağlayabilecek bir ara liman modeli değerlendirilmelidir.

Ro-Ro taşımacılığı için gerekli altyapı ve ticari bağlantılar oluşturulmalıdır.

İnebolu–Kastamonu kara yolu başta olmak üzere limanın Anadolu'nun üretim merkezleriyle bağlantısı güçlendirilmelidir.

Uzun vadede demir yolu bağlantısı da mutlaka gündemde tutulmalıdır.
Çünkü bir limanı büyütmek tek başına yeterli değildir. O limanı üretim merkezlerine, kara yollarına, lojistik tesislere ve uluslararası ticaret ağlarına bağlamak gerekir.

AKDENİZ'İN ÜRÜNLERİ NEDEN İNEBOLU ÜZERİNDEN KARADENİZ'E AÇILMASIN?

Yıllardır dile getirdiğim bir başka konu da Akdeniz havzasında üretilen narenciye, yaş sebze ve meyvenin Karadeniz ülkelerine taşınmasında İnebolu'nun değerlendirilmesidir.

Antalya, Mersin, Adana ve çevresindeki üretim merkezlerinden çıkan ürünlerin Rusya, Ukrayna, Gürcistan ve diğer Karadeniz pazarlarına ulaştırılmasında alternatif lojistik güzergâhlar oluşturulabilir.

İnebolu Limanı, uygun kara yolu bağlantıları, soğuk zincir altyapısı ve düzenli deniz taşımacılığı hatlarıyla bu ticarette rol üstlenebilir.

Elbette bunun için mesafe, transit süre, navlun ve toplam maliyet analizlerinin yapılması gerekir.

Ancak bu ihtimali araştırmadan, yatırım planlaması yapmadan ve uluslararası taşımacılık firmalarıyla görüşmeden bir kenara bırakmak doğru değildir.

Karadeniz sahil yolu bağlantılarının güçlendirilmesi de bu stratejinin önemli bir parçasıdır.

Artvin'den İstanbul'a uzanan Karadeniz ulaşım aksı üzerinde Kastamonu'nun daha güçlü bir bağlantıya kavuşması, yalnızca turizm açısından değil, sanayi ve ticaret açısından da büyük önem taşımaktadır.

RUSYA–UKRAYNA SAVAŞI SONRASI YENİ BİR EKONOMİK DÖNEM

Bugün dünyanın yakından takip ettiği Rusya–Ukrayna savaşının bir an önce sona ermesini temenni ediyoruz.

Savaşın yol açtığı can kayıpları, yıkım ve insani acılar hepimizi derinden üzmektedir.
Ancak savaş sona erdiğinde bölgede çok kapsamlı bir yeniden yapılanma ve ekonomik toparlanma sürecinin yaşanacağı açıktır.

Özellikle Ukrayna'nın yeniden inşası için demir çelikten çimentoya, iş makinelerinden enerji ekipmanlarına, altyapı sistemlerinden liman teknolojilerine kadar çok geniş bir ürün ve hizmet ihtiyacı ortaya çıkacaktır.

Rusya ile ticari ilişkilerin geleceği ise savaş sonrası siyasi şartlara, yaptırımlara ve uluslararası düzenlemelere bağlı olarak şekillenecektir.

Türkiye'nin güçlü sanayi altyapısı bu süreçte önemli fırsatlarla karşılaşabilir.

Peki Kastamonu bu sürecin neresinde olacak?
İşte bugünden cevaplamamız gereken soru budur.

İnebolu Limanı'nı modernize etmiş, kara yolu bağlantılarını güçlendirmiş, lojistik depolama alanlarını oluşturmuş, sanayicilerini ortak hedeflerde buluşturmuş bir Kastamonu, savaş sonrası Karadeniz ticaretinde önemli bir rol üstlenebilir.

Ama bunun için savaşın bitmesini beklemek değil, bugünden hazırlanmak gerekir.
Dünya yeniden şekillenirken Kastamonu seyirci kalmamalıdır.

SİYASETİN GÖREVİ YALNIZCA SORUNLARI DİNLEMEK DEĞİL, PROJE ÜRETMEKTİR

Burada bir hususu da açıkça ifade etmek istiyorum.

Milletvekilliğim döneminde İnebolu Limanı'nın geliştirilmesi, Kastamonu–İnebolu yolunun önemi, Karadeniz sahil ulaşımının güçlendirilmesi ve sanayi yatırımlarının artırılması konularında ciddi gayret gösterdik.

Ancak siyasette görev süremiz sınırlıydı. Başlattığımız veya gündeme taşıdığımız birçok konunun takip edilmesi gerekiyordu.

Bugün geriye dönüp baktığımda, bu stratejik projelerin arzu ettiğimiz ölçüde ilerlediğini göremiyorum.
Özellikle Kastamonu'nun sahil ilçelerinin ekonomik ve lojistik potansiyelinin yeterince değerlendirilmediğini düşünüyorum.

Bu değerlendirmem herhangi bir kişisel tartışma oluşturmak amacı taşımıyor.
Aksine, mevcut ve geçmişte görev yapan bütün siyasi temsilcilerimizin, yerel yöneticilerimizin, ticaret ve sanayi kuruluşlarımızın bu konuları ortak bir sorumluluk olarak ele alması gerektiğine inanıyorum.

Çünkü Kastamonu'nun kalkınması, günlük siyasi tartışmaların çok üzerinde bir meseledir.

KASTAMONULU SANAYİCİLERLE MEMLEKET ARASINDAKİ MESAFE KAPATILMALI

Cide'den İnebolu'ya, Abana'dan Bozkurt'a, Çatalzeytin'den Devrekani'ye, Taşköprü'den Tosya'ya kadar Kastamonu'nun hemen her ilçesinden yetişmiş, Türkiye'nin önemli sanayi kuruluşlarında söz sahibi olmuş iş insanlarımız var.

Ancak ne yazık ki bu büyük ekonomik birikimle memleketimiz arasındaki kurumsal bağların yeterince güçlü olduğunu söylemek zor.

Sanayicilerimiz kendi alanlarında büyüyor, dünyaya açılıyor, önemli yatırımlar gerçekleştiriyor.
Fakat Kastamonu'nun kalkınmasına yönelik ortak bir sanayi ve yatırım stratejisi oluşturmakta zorlanıyoruz.

Bu nedenle Kastamonulu sanayicilerimizin, milletvekillerimizin, belediye başkanlarımızın, valiliğimizin, üniversitemizin, ticaret ve sanayi odalarımızın bir araya geleceği kalıcı bir iş birliği mekanizmasına ihtiyaç vardır.

Benim önerim, Kastamonu Sanayi ve Lojistik Kalkınma Platformu kurulmasıdır.
Bu platform yalnızca toplantı yapan, fotoğraf veren, temenniler dile getiren bir yapı olmamalıdır.

Somut projeler üretmeli, yatırım alanlarını belirlemeli, İnebolu Limanı için fizibilite çalışmalarını takip etmeli, organize sanayi bölgelerinin ihtiyaçlarını tespit etmeli ve nitelikli iş gücü yetiştirilmesine yönelik programlar geliştirmelidir.

Kastamonulu sanayicilerimizin birikiminden, uluslararası bağlantılarından ve tecrübelerinden yararlanmalıyız.

Her sanayicimizin Kastamonu'da fabrika kurmasını beklemek gerçekçi olmayabilir.
Ancak her sanayicimizin Kastamonu'ya kazandırabileceği bir bilgi, yatırım bağlantısı, istihdam fırsatı veya proje mutlaka olabilir.

SON SÖZ: KASTAMONU'NUN KAYBEDECEK ZAMANI YOK

Kastamonu'nun sorunu sanayici yetiştirememek değildir.
Tam tersine, Türkiye'nin en güçlü sanayicileri arasında çok sayıda Kastamonulu bulunmaktadır.
Sorun, bu büyük potansiyeli memleketimizin kalkınmasına yeterince yansıtamamaktır.

Önümüzde önemli bir fırsat dönemi var.
Dünya ticareti değişiyor. Üretim merkezleri yeniden şekilleniyor. Lojistik koridorları önem kazanıyor. Karadeniz'in gelecekteki ekonomik rolü yeniden değerlendiriliyor.

Biz Kastamonu olarak bu gelişmeleri yalnızca izlemekle yetinemeyiz.

-İnebolu Limanı'nı konuşmalıyız.
-Kastamonu–İnebolu yolunu konuşmalıyız.
-Karadeniz sahil ulaşımını konuşmalıyız.
-Sanayi yatırımlarını, mesleki eğitimi, nitelikli iş gücünü ve gençlerimizin kendi memleketlerinde iş bulabilmesini konuşmalıyız.
-Ama hepsinden önemlisi, konuştuklarımızı projeye, projelerimizi yatırıma dönüştürmeliyiz.

Kastamonu'nun sanayicisi var. Sermayesi var. Tecrübesi var. Girişimci ruhu var. Coğrafi avantajları var.

Şimdi ihtiyaç duyduğumuz şey, bu gücü ortak bir vizyon etrafında buluşturacak irade ve kararlılıktır.

Çünkü Kastamonu'nun geleceğini yalnızca geçmişteki başarılarımızla değil, bugün atacağımız adımlarla inşa edebiliriz.

Unutmayalım:
Kastamonu'nun yetiştirdiği sanayiciler Türkiye'yi büyütüyor. Artık bu büyük gücün Kastamonu'yu da daha fazla büyütmesinin zamanı gelmiştir.


Murat DEMİR
26. Dönem AK Parti Kastamonu Milletvekili
Sanayici – İş İnsanı

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
islami sohbet
dini chat sohbet odaları